Haberler

FOREST EUROPE: Türkiye ve ORKOOP İçin Yeni Bir Ormancılık Penceresi.

Avrupa'nın orman politikalarının geleceğine yön veren FOREST EUROPE, Türkiye açısından yalnızca bir ormancılık platformu değil; iklim değişikliği, orman yangınları, sürdürülebilir ormancılık ve kırsal kalkınma politikalarında söz sahibi olunabilecek önemli bir uluslararası politika zemini olarak öne çıkarılmıştır. Bu süreç, Türkiye Ormancılık Kooperatifleri Merkez Birliği (ORKOOP) ve orman kooperatifleri açısından da yeni fırsatların ortaya çıkmasını sağlamıştır.

İklim değişikliği, kuraklık, orman yangınları ve biyolojik çeşitlilik kaybı Avrupa ormanlarını yeniden şekillendirirken, ülkeler arasında ortak ormancılık politikalarının geliştirilmesine duyulan ihtiyaç da giderek artırılmıştır. Bu alanda öne çıkan en önemli yapılardan biri FOREST EUROPE olarak belirlenmiştir. 1990 yılında başlatılan ve Avrupa Birliği ile birlikte 45 imzacı tarafı bir araya getiren FOREST EUROPE, Avrupa ormanlarının korunması ve sürdürülebilir yönetimi konusunda ortak politikaların geliştirilmesine imkân sağlayan Pan-Avrupa düzeyindeki temel süreçlerden biri olarak oluşturulmuştur.

FOREST EUROPE kapsamında sürdürülebilir orman yönetimi, iklim değişikliğine uyum, biyolojik çeşitliliğin korunması, orman yangınları, ormanların ekonomik ve sosyal işlevleri, biyoekonomi ve geleceğin orman iş gücü gibi Avrupa ormancılığının temel konuları ele alınmıştır. Türkiye de bu sürecin aktif ülkeleri arasında yer almış ve FOREST EUROPE Genel Koordinasyon Komitesi'nde temsil edilmiştir. Böylece Türkiye'ye Avrupa ormancılığının geleceğine ilişkin politika tartışmalarına doğrudan katkı sunma ve ortak karar süreçlerinde yer alma imkânı sağlanmıştır.

FOREST EUROPE'nin 10. Bakanlar Konferansı, 2–3 Haziran 2026 tarihlerinde İsveç'in başkenti Stockholm'de gerçekleştirilmiştir. Konferansta iklim değişikliği ve diğer çevresel baskılar karşısında Avrupa ormanlarının dayanıklılığının artırılması konusu öncelikli gündem olarak ele alınmıştır. “Sustainable Forests for Resilient Societies – Dirençli Toplumlar İçin Sürdürülebilir Ormanlar” başlıklı deklarasyon kabul edilmiş ve Türkiye de söz konusu deklarasyona imza atan ülkeler arasında yer almıştır. Deklarasyonda iklim değişikliği, orman yangınları, zararlılar, hastalıklar ve istilacı türler gibi tehditlere karşı ormanların dayanıklılığının güçlendirilmesine yönelik yaklaşım ortaya konulmuştur.

Bu yaklaşımın en önemli yönlerinden biri, ormanların geleceğinin yalnızca ağaç varlığı üzerinden değil, ormanlarla birlikte yaşayan toplumların dayanıklılığı üzerinden de değerlendirilmesinin benimsenmiş olmasıdır. Türkiye açısından bu yaklaşım özellikle önem taşımaktadır. Çünkü Türkiye'de milyonlarca insanın ekonomik ve sosyal yaşamı ormanlarla doğrudan veya dolaylı biçimde ilişkilendirilmiştir. Özellikle orman köylüleri açısından ormanlar yalnızca korunması gereken doğal varlıklar olarak değil, aynı zamanda geçim, istihdam, üretim ve kırsal yaşam alanları olarak değerlendirilmiştir. Bu nedenle ormanların iklim değişikliğine karşı dayanıklı hale getirilmesinin yanında, ormanlarla yaşayan toplumların ekonomik ve sosyal dayanıklılığının da güçlendirilmesi gerektiği ortaya konulmuştur.

Bu noktada ORKOOP ve bağlı orman kooperatiflerinin rolü daha da önemli hale getirilmiştir. FOREST EUROPE doğrudan bir kooperatifler örgütü olarak yapılandırılmamış olsa da geliştirdiği ormancılık politikaları, ormanların nasıl yönetileceği ve ormanlardan ekonomik, sosyal ve ekolojik olarak nasıl yararlanılacağı konusunda Avrupa'daki politika çerçevesinin önemli bir bölümünü oluşturmuştur. Bu nedenle FOREST EUROPE sürecinin Türkiye'deki orman kooperatifleri açısından yakından izlenmesi gereken önemli bir alan olduğu değerlendirilmiştir.

ORKOOP açısından temel fırsat, orman köylülerinin ve kooperatiflerin görüşlerinin Avrupa ormancılık gündemine daha güçlü biçimde taşınmasının sağlanmasıdır. Orman kooperatiflerinin yalnızca orman ürünlerinin üretimi ve pazarlanmasında rol oynayan ekonomik kuruluşlar olarak değerlendirilmemesi gerektiği ortaya konulmuştur. Değişen iklim koşullarıyla birlikte kooperatiflerin orman yangınlarının önlenmesi, orman bakım çalışmalarının yürütülmesi, yangın riskinin azaltılması, ormanların restorasyonu, odun dışı orman ürünlerinin değerlendirilmesi, kırsal istihdamın artırılması ve kadınlar ile gençlerin orman ekonomisine kazandırılması gibi alanlarda daha etkin roller üstlenebileceği belirtilmiştir.

Avrupa'da 2026 yılı içerisinde yaşanan gelişmeler, orman yangınlarının yalnızca yangın söndürme kapasitesinin artırılmasıyla çözülemeyeceğini bir kez daha ortaya koymuştur. Kuraklık, sıcak hava dalgaları ve değişen iklim koşullarının yangınların süresini, hızını ve şiddetini artırdığı görülmüştür. Bu nedenle yangın politikalarının önleme, hazırlık, müdahale ve yangın sonrası iyileştirmeyi aynı sistem içerisinde ele alan bütünleşik bir anlayışa yönlendirilmesi gerektiği ortaya konulmuştur.

Türkiye açısından da yangınla mücadelenin yalnızca yangın çıktığında başlatılmaması gerektiği belirlenmiştir. Orman bakımı, yanıcı madde yükünün azaltılması, ulaşım yollarının açık tutulması, su kaynaklarının korunması, erken uyarı sistemlerinin geliştirilmesi ve yerel müdahale kapasitesinin güçlendirilmesi gibi çalışmaların yıl boyunca sürdürülmesi gerektiği ortaya konulmuştur. Bu çalışmaların önemli bir bölümünde orman köylüleri ve kooperatiflerin sahip olduğu yerel insan kaynağından yararlanılmasının önemli katkılar sağlayabileceği değerlendirilmiştir.

FOREST EUROPE'nin yeni yaklaşımıyla birlikte ormanla yaşayan toplumların rolünün yeniden değerlendirilmesi gerektiği de ortaya konulmuştur. Orman köylülerinin yalnızca desteklerden yararlanan bir kesim olarak görülmesi yerine, orman yönetiminin aktif ortakları haline getirilmesi gerektiği belirtilmiştir. Bu yaklaşım, ORKOOP açısından kooperatiflerin gelecekteki rolünün yeniden tanımlanmasını da gerekli hale getirmiştir.

Kooperatifler aracılığıyla yerel bilgi ile bilimsel ormancılık arasında güçlü bir köprü kurulabileceği değerlendirilmiştir. Orman köylerinde hangi alanların yangın açısından daha riskli olduğu, hangi yolların kullanıldığı, hangi su kaynaklarının bulunduğu ve orman ekosisteminde yıllar içerisinde meydana gelen değişimlerin yerel halk tarafından yakından bilindiği ortaya konulmuştur. Bu yerel bilginin modern teknoloji ve bilimsel verilerle birleştirilmesi halinde daha güçlü bir yangın önleme sisteminin oluşturulabileceği değerlendirilmiştir.

FOREST EUROPE gündeminde sürdürülebilir orman yönetiminin yanı sıra biyoekonomi, orman ekosistem hizmetleri, yenilikçilik ve geleceğin yeşil iş alanlarına da daha fazla önem verilmiştir. Bu değişimin orman kooperatifleri açısından yeni ekonomik faaliyet alanlarının oluşmasını sağlayabileceği değerlendirilmiştir. Odun üretiminin yanında odun dışı orman ürünleri, tıbbi ve aromatik bitkiler, bal, mantar, reçine, ekoturizm, biyokütle, doğal ürünler ve ekosistem hizmetlerinin geleceğin kırsal orman ekonomisinin önemli unsurları haline getirilebileceği ortaya konulmuştur.

Kooperatiflerin en önemli avantajlarından biri, üreticileri bir araya getirerek küçük ölçekli üretimin karşı karşıya bulunduğu pazarlama ve yatırım sorunlarının aşılmasına imkân sağlamaları olarak değerlendirilmiştir. Bu nedenle geleceğin orman kooperatiflerinin yalnızca üretim yapan yapılarla sınırlı kalmaması; üretim, işleme, markalaşma, pazarlama ve iklim değişikliğine uyum alanlarında daha güçlü yapılar haline getirilmesi gerektiği ortaya konulmuştur.

FOREST EUROPE, Türkiye'nin Avrupa'daki ormancılık deneyimlerini izlemesi açısından önemli bir pencere oluşturmuştur. Ancak Türkiye'nin bu sürece yalnızca bilgi alan taraf olarak yaklaşmaması gerektiği de ortaya konulmuştur. Türkiye'nin Akdeniz kuşağındaki orman yangınları, orman köylülerinin yaşamı, kooperatifçilik deneyimi, orman rehabilitasyonu ve kırsal kalkınma alanlarında önemli deneyimlere sahip olduğu değerlendirilmiştir. Bu deneyimlerin Avrupa ormancılık politikalarına aktarılması için önemli fırsatlar bulunduğu belirlenmiştir.

Özellikle orman kooperatifleri ile kamu ormancılığı arasındaki iş birliğinin, Türkiye'nin Avrupa ormancılık gündemine taşıyabileceği özgün konulardan biri olabileceği değerlendirilmiştir. Önümüzdeki dönemde orman yönetiminin temel gündemlerinden birinin iklim değişikliğine karşı dirençli ormanlar ve dirençli kırsal toplumlar oluşturmak olacağı ortaya konulmuştur. Bu süreçte ORKOOP'un uluslararası görünürlüğünün artırılmasının önemli fırsatlar sağlayacağı değerlendirilmiştir.

ORKOOP'un Avrupa'daki orman kooperatifleriyle daha güçlü ilişkiler kurması, ortak projeler geliştirmesi, yangın önleme ve iklim değişikliğine uyum konusunda deneyim paylaşım ağları oluşturması ve Avrupa ormancılık politikalarında kooperatiflerin rolünü gündeme taşıması mümkün hale getirilmiştir. FOREST EUROPE sürecinin yakından izlenmesi, ilgili toplantı ve çalışma mekanizmalarına erişim imkânlarının araştırılması ve kooperatiflerin uluslararası ormancılık gündemindeki görünürlüğünün artırılması önemli bir hedef olarak ortaya konulmuştur.

Sonuç olarak FOREST EUROPE yalnızca Avrupa ülkelerinin bir araya geldiği bir ormancılık toplantısı olarak değerlendirilmemelidir. Avrupa ormanlarının geleceğine ilişkin politikaların şekillendirildiği önemli bir uluslararası süreç oluşturulmuştur. Türkiye bu sürecin içerisinde yer almış ve Stockholm'de kabul edilen deklarasyona imza atmıştır. Bundan sonraki dönemde önemli olan, uluslararası ormancılık politikalarının Türkiye'deki orman köylerine ve kooperatiflere nasıl yansıtılacağının ortaya konulmasıdır.

Bu noktada ORKOOP'a önemli bir görev düşmektedir. Avrupa'nın yeni ormancılık anlayışında yalnızca kaç hektar ormanın korunacağı sorusuna değil, bu ormanlarla birlikte yaşayan insanların nasıl güçlendirileceğine, orman köylülerinin geleceğin ortağı haline nasıl getirileceğine ve kooperatiflerin iklim değişikliğine karşı nasıl güçlü bir yerel kapasiteye dönüştürüleceğine ilişkin sorulara da cevap aranmıştır.

Türkiye ve ORKOOP açısından ortaya çıkan temel fırsat, orman köylülerinin deneyiminin, kooperatifçiliğin örgütlenme gücünün, bilimsel bilginin ve Avrupa'nın ortak politika deneyiminin aynı zeminde buluşturulması olarak belirlenmiştir. Böylece FOREST EUROPE sürecinin Türkiye için yalnızca Avrupa ormancılığını izleme alanı olarak değil, Türkiye'nin kendi deneyimlerini Avrupa'ya taşıyabileceği, DÜNYA Kooperatifçilik hareketi içinde yer alan ve yönetimleri de yer alan ORKOOP ve orman kooperatiflerinin uluslararası rolünü güçlendirebileceği ve dirençli ormanlarla birlikte dirençli kırsal toplumların oluşturulmasına katkı sunabileceği stratejik bir alan haline getirilmesi mümkün olacaktır.